
Güneşli bir Cuma günü. Renan ile ben sabah toplantılarımızı yaptıktan sonra ofise döndük. Dışarda o kadar güzel bir hava vardı ki, yolda dönerken Renan süper teklifini sundu:) “Acaba laptopları alıp Bebek’te mi çalışsak hem Bebek Festivali’ni de gideriz” dedi. Hemen FM Cem ve FM Duygu’yu arayıp hazırlanın dedik ve ofise döndükten sonra telefonları cep telefonlarımıza yönlendirip laptoplarımızı ve not defterlerimizi alıp Bebek’e doğru yola çıktık.
İlk önce yemek yiyip sonra başka bir yerde oturup çalışmaktı düşüncemiz; fakat Happily Ever After’a girdikten sonra düşüncemiz değişti ve yemeğimizi yedikten sonra orda çalışmaya karar verdik. Duygu Mercimekli Salata, ben Hindi Fümeli Salata, Renan ise Mozarella ve Domatesli Sandiviç, Cem ise Hot Dog yedi. Karnımızı doyurduktan sonra ,artık çalışma vaktiydi ve uzun masanın bir köşesini küçük bir FikriMühim ofisine çevirdik:) Çalışırken hepimizin aklı içeriye girerken gördüğümüz 3 katlı havuçlu pastadaymış ki “Tatlı mı yesek?” düşüncesi dile getirildiği anda “Evettt! Evetttttt!!” diye herkesin yüzünde bir tebessüm belirdi. Cem havuçlu pasta yerken ben beyaz çikolata dolgulu browni yedim. Gerçekten ikisi de muhteşemdi, hatta Cem’in kocaman pastasını bitirmesine yardımda bile bulunduk:)
Happily Ever After’ı gerçekten personelinin güleryüzlülüğüyle, yemeklerin lezzetiyle tavsiye ediyorum size. Özellikle hem cadde üzerinde hem de deniz kenarında masalarının bulunması süper. Deniz havası almak isteyenler, ya da Bebek’te kendini göstermek isteyenlerin uğrak yeri olabilcek bir yer.
Masada daimi olarak bulunan kuru kayısı, incir, üzüm ve cevizler bizi çok cezbetti:)
Günün sonunda yaklaşık 5-6 saat FM ofisine çevirdiğimiz Happily Ever After’dan çıktıktan sonra Bebek Festivali’ni gezip, evlerimize döndük.